|
Her
ne kadar tarihi şehirde daha erken buluntulara rastlanmamış
ise de; kentin Haliç bölgesinde ve Asya kısmında yapılan
kazılarda ele geçen buluntular bölgedeki ilk yerleşimin
MÖ 3 Bin yıllarına dayandığını göstermektedir. Byzantion
olarak anılan kentin Akropolü bugünkü Topkapı Sarayının
bulunduğu alanda yer almaktaydı. Haliç, günümüzde de
kullanılmakta olan sakin bir limana sahiptir. Buradan
başlayan kuvvetli bir sur şehri çevreleyerek Marmara
Denizi'ne ulaşırdı. Byzantion, bir liman ve ticaret
şehri olarak Roma Imparatorluğu döneminde de yaşamını
sürdürürken, M.S. 191 yılında başlayan ve iki yılı aşan
bir kuşatmadan sonra Roma Imparatoru Septimus Severius
tarafından fethedilerek yerle bir edilmiştir. Aynı Imparator
tarafından sonradan baştan inşa edilen şehir genişletilmiş
ve yeniden donatılmıştır. M.S. 4. yüzyılda Roma İmpatorluğu
çok genişlemiş, İstanbul stratejik konumundan dolayı
İmparator Büyük Konstantin tarafından Romanın yerine
yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir
sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, bir
çok tapınak, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom
inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle
kentin Roma
|
|
|
|
|
Imparatorluğunun
başkenti olduğu resmen açıklanmıştır. Yakın çağın başladığı dönemde
Ikinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra "Byzantion"
ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk
arasında ise kentin adı tarih boyunca "Polis" olarak anıla
gelmiştir. Büyük Konstantin'den sonraki imparatorların şehri güzelleştirme
çabalarının devam ettiği görülür. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin'den
sonra inşa edilmiştir. Batı Roma Imparatorluğunun 5. yüzyılda çökmesi
nedeniyle İstanbul uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans)
başkenti olmuştur. Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent surlarla
tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı
şehir surları İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır.
6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen
idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze gelen meşhur
Ayasofya, bu İmparatorun eseridir. Bizans İmparatorluğu ve başkent
İstanbul'un sonraki tarihi, saray ve kilise entrikaları, İran ve
Arap saldırıları ve sık değişen imparator sülalelerinin kanlı kavgaları
ile doludur. 726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin
egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış,
tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu
talan edilmiştir. 1261'de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen
kent eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştir. Kent, 53 günlük bir
kuşatma sonrası 1453'te Türklerin eline geçmiştir. Fatih Sultan
Mehmet'in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları
Istanbul surlarının aşılmasının bir sebebidir. Osmanlı Imparatorluğunun
başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen
göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar
çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve
sosyal haklar tanıyarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır.
Fatihin tanıdığı haklardan dolayı Hıristiyan Ortodoks Kilisesinin
başı olan Patrikhane günümüze kadar yerinde kalmıştır. Fetihten
yüzyıl sonra da Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve
minareler şehir siluetine hakim olmuştur.16. yüzyıldan itibaren
de Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü Istanbul tüm
Islam dünyasının da merkezi olmuştur. Sultanların idaresinde şehir
tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Bu devirdeki
İstanbul tarihinin renkli sayfalarında, geniş bölgeleri tahrip eden,
sık sık çıkan yangınlar vardır. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı
Boğaziçi'nin ve Haliç'in eşsiz manzarasına hakimdir. 19. yüzyıldan
itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve
saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye
başlanmıştır. Kısa sürede inşa edilen bir çok saray çöküş devrinin
de sembolleridir. Istanbul, bir diğer dünya imparatorluğunun sona
ermesine I. Dünya Savaşının bitişine şahit olmuştur. Imparatorluk
bölünmüş, iç ve diş düşmanlar kendi payları için mücadele ederken,
Türk ordusunun asil bir komutanı da Türk ulusu için mücadeleye girişmiştir.
Mustafa Kemal ismindeki bu milli kahraman, 4 yılı aşan Kurtuluş
Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyetini 1923 yılında kurmuştur. Başkentin
Ankara'ya taşınması Istanbul'un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz
şehir büyüleyici görünümü ile yaşamını devam ettirmektedir.
|