| SERİK |
| | | GENEL
BİLGİ |
Antalya'nın
ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos'u barındırmaktadır. Günümüze
kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli
sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Aspendos:
Pamfilya kenti olan Aspendos Antalya'nın 48 km. doğusundadır.Aspendos'a Antalya-Manavgat
yolundan ayrılan bir asfalt ile ulaşılır. Kent, Serik İlçesinin 8 km. doğusunda
Köprü Çayı'nın dağlık bölgeden düzlüğe ulaştığı yerde, biri büyük, diğeri küçük
iki tepe üzerine kurulmuş zengin şehirlerden biridir. İlk ismi bastığı sikkeler
üzerinde de görüleceği gibi Estvadiiys'tir. Antik dünyada en güçlü para Aspendos
sikkesidir. M.Ö. 7.yy. başlarında kurulan şehir, Perslerin, Attik Delos Deniz
Birliği'nin, Büyük İskender'in, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini tanımıştır.
Evrimedon Çayı ağzındaki konumu ile önemli bir liman ve ticaret kenti olarak ünlenen
Aspendos, mısır, gül ağacından yapılmış süs eşyaları, şarap, tuz ve at ticareti
yapmıştır. Kent ayrıca antik dünyanın en iyi atlarını yetiştirmesi ile de |
|
| | |
Yapıları olarak ikiye ayrılır.
Yukarı Kent Yapıları arasında agora, bazilika toplantı yapısı, nymphaeum ve eksedra
yer alır. Aşağı Kent Yapıları arasında ise tiyatro, stadion, hamamlar, su kemeri,
tapınak ve nekropoller sayılabilir. Aspendos surlarının Helenistik Dönem de yapıldığı,
sonraları Geç Roma ve Bizans Dönemlerinde birtakım onarımlar gördüğü bilinmektedir.
Aspendos'u sanat merkezi yapan yapıtların başında tiyatro gelmektedir. Aspendos
Tiyatrosu antik dünyadan günümüze gelebilmiş en sağlam tiyatrodur. Küçük bir tepenin
yamacına kurulmuş olan tiyatronun mimarı Aspendoslu Thedoros'un oğlu Zenon'dur.
Kapasitesi 15.000 kişiliktir. En önemli özelliği sahip olduğu muhteşem akustiktir.
Tiyatro Selçuklular döneminde kervansaray olarak kullanılmıştır. Sahne binasının
bazı yerlerinde görülen beyaz sıralar üzerine zikzak motifleri Selçuklu Dönemine
aittir. Tiyatronun cavea bölümü yarım daire planlı olup, geniş bir diazoma ile
ikiye ayrılır. Üst caveanın arkasını 59 kemerden oluşan geniş bir galeri boydan
boya çevirmektedir. Caveanın iki tarafında girişlerin üzerindeki özel localar
imparatorluk ailesine ve ocak rahibelerine ayrılmıştır. Orkestradan itibaren yükselen
oturma sıralarının ilki senatör, yargıç ve yabancı elçilere, ikincisi kentin ileri
gelenlerine aittir. Kadınlar genellikle üst sıralarda, galerinin altındaki bölümde
otururlardı. Geri kalan bölümler kentin tüm vatandaşlarına açıktır. Sahne tiyatronun
en çarpıcı bölümüdür. Konglemara bloklarından inşa edilen iki katlı fasadın alt
katında aktörlerin sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır. Orkestra düzeyindeki
küçük kapılar vahşi hayvanların kapatıldığı dehlizlere aittir. Üst kattaki sütunlu
cephe mimarisinin tam ortasında üçgen bir alınlık içinde tiyatroların kurucusu
ve koruyucusu olan şarap tanrısı Dionysos'un bir kabartması işlenmiştir. Sillion
: Perge' nin kuzeydoğusunda, denizden 12 km. içerde, ova ortasında, yayvan
biçimli yalçın ve yüksek bir tepe üzerinde kuruludur. Antalya-Alanya Karayolunun
29. km. sinde, Eski Yörük Köyü'nden sapıldığında 5 km. lik bir yoldan sonra antik
kente varılır. M.Ö. IV. yy. da kurulan ve Bizans Döneminde Psikoposluk merkezi
olan kent Selçuklu çağlarını yaşamıştır. Tepenin hafif eğimli batı yönü Helenistik
çağlardan kalma surlarla çevrilidir. Bu surları kuleler, kapılar ve kente çıkılan
yollar tamamlamaktadır. Kentin kapısı tepenin batı yanındaki surlar üzerindedir.
Tepenin çıkıldığında kuzeybatı yönünde ev kalıntıları, sokaklar, batıda Selçuklu
Camii, Bizans Kilisesi ve sarnıç görünmektedir. Tepenin güneybatı eteğinde 8.000
kişilik tiyatro ve yanında odeon bulunmaktadır. |
|